Sıradışı Bir İnternet Dergisi

Son Zamanların 3 Popüler Netflix Dizisi : İzlenmeli Mi ?

Kültür & Sanat Kategorisinde Tarafından

Yoğun bir gün sonrası eve gelmek, pijamaları giymek, atıştırmalıklarla beraber izlenilen dizinin başına oturmak… Ya da hava soğuk ve yağmurluyken battaniyenin altında en sevdiğimiz diziden bölümler izlemek… Bunlar hepimize huzur veren, yıllardır zevkle yaptığımız aktiviteler. Özellikle Netflix’in mükemmele yakın dizileri sayesinde olay tamamen yeni bir seviyeye taşınmış durumda. Peki son zamanlarda adlarını sıkça duyduğumuz bazı diziler bu ünlerinin hakkını verebiliyor mu?

– DİKKAT, YAZI SPOILER İÇERMEKTEDİR –

1.Haunting of Hill House (2018- )

Korku severler buradaysa başlayabiliriz. Crain ailesi Tepedeki Ev olarak bilinen köşke taşınır: Baba Hugh, anne Olivia ve çocuklar Steven, Shirley, Theodora (Theo), Luke ve Eleanor (Nell). Plan, eve tadilat yapıp kısa bir sürede evden taşınmaktır fakat işler böyle yürümez. Steven hariç çocuklar evde paranormal olaylara tanık olmaktadır. Bir gece yaşanan olaylar sonucu baba, çocukları da alarak evden bir daha dönmemek üzere kaçar. Çocuklar yıllar boyunca babalarına o geceyi sorduklarında hiçbir şekilde cevap alamadıkları için aralarındaki bağlar zayıflamıştır. Onları bir araya getiren ise Nell olacaktır.

Steven, en büyük çocuk ve bütün ailede bir akıl hastalığı olduğuna inanıyor. Çocukken Tepedeki Ev’de geçirilen zamanda bile paranormal bir deneyim yaşamamış. Fakat bunun yanında o zamanları bir kitaba çevirmiş ve inanmadığı bir şey üzerinden oldukça büyük paralar kazanıyor. Bu nedenle kardeşlerinin tepkisini çekmiş.

Shirley, bir cenaze evi sahibi. Evde kocası, çocukları ve Theo ile beraber yaşıyor. Oldukça kontrollü, nesnel, dediğim dedik bir insan. Nell’in cenazesini kendisi hazırlamasından sanıyorum ki anlamamız mümkün. Bu yüzden daha sonra kocasını aldattığı ortaya çıktığında oldukça şaşırmıştım.

Theo asla çıkarmadığı (özel bir yeteneği var) eldivenleriyle dizinin en cool karakterlerinden. Psikolog olması da ayrı havalı, kabul edelim.

Luke ve Nell ikiz. Luke, uyuşturucu bağımlısı ve evin etkisinden asla çıkamayanlardan. Bu yüzden Nell’in düğününe bile katılamamış. Steven’ın küçük görmelerine fazla maruz kalması ayrıca sinirlendirici bir detay. Nell’in şu meşhur beşinci bölümde çözülecek sürekli gördüğü ‘eğri boyunlu kadın’ figürü var. Bu yüzden bir doktora başvuruyor ve birbirlerine aşık olup evleniyorlar. Her şey güzel giderken bir gece uyku felci sırasında kocası ölüyor ve bu konuda hiçbir şey yapamıyor. Her şeyi başladığı yerde bitirmesinde önemli bir etken budur sanırım.

Dizi ilk birkaç bölüm yavaş ilerliyor. Belki de ilk beş bölümün beş kardeşin hikayesine ayrı ayrı odaklanması nedeniyle kopukluk hissi vermesiyle ilgilidir.  Kimi zaman Tepedeki Ev’de yaşadıkları zamana dönen kimi zaman da şu andan kesitler veren bölümlerin akışına alışıldığında, bir sonraki bölümü beklemek zorlaşıyor. Özellikle beşinci bölümün sonu ufkunuzu açacak, size yok artık dedirtecek. Diziyi izlememeye karar verdiyseniz bile beşinci bölümün hatrına ilk beş bölümü mutlaka izlemenizi isterim. Karakterlerin her birinin içsel dünyasına da yolculuk yapılan dizi bir inceleme özelliği de taşıyor. Ayrıca çocuk karakterlerin oyunculukları mükemmele yakın. Nell ve Luke’a hayran olmamak elde değil. Luke’un küçükken Nell’e kendini güvende hissetmesi için düğmeleri 1’den 7’ye kadar saymayı öğretmesinde hangimizin kalbi erimedi ki ? Bir de kırmızı oda gizemi var fakat bunu açıklamadan izlemeniz için size bırakıyorum. Bitirene kadar başından kalkamayacaksınız.

Not: Dizide sahnelerde saklanan hayaletleri gördünüz mü ? Bu video beni diziyi bir kez daha izlemeye itecek gibi görünüyor. Buradan izleyebilirsiniz.

puan: 9/10

2.YOU (2018- )

Joe, bir kitap evinin sahibidir. Bir gün Beck’i kitap evinde görür ve ilgisini çeker. Aralarında kısa bir konuşma geçer. Beck belki de oradan çıkasıya bu konuşmayı unutmuştu fakat aynısı maalesef Joe için geçerli değil. Sadece Beck’in isminden onun tabiriyle ‘dostu’ sosyal medya aracılığıyla adresini, okulunu, arkadaşlarını, neredeyse bütün hayatını araştırır ve bir şekilde dahil olur. Beck de ona aşık olacaktır fakat aşık olduğu adam gerçekten tanıdığı kişi mi ?

Joe’nun bu kontrolcülüğü, sapıklığı ve takıntılı olması karşısında ondan nefret etmemek imkansızdır herhalde. Kim hayatında böyle birisini ister ki ? Her yaptığı harekette kendini Beck’i koruduğuna inandırmaya çalışsa da aslında Beck kimi seviyorsa onu yok etmeye odaklanmış durumda. Onun hayatının merkezinde olmalı ve ikisine engel olacak herhangi bir şeyi anında temizlemeli. Beck’le tanıştığında Benji’yle sevgili olmasının onun için hiçbir anlamı olmadı tabi ki. Özellikle Benji’yi öldürdükten sonra onun telefonundan hala yaşıyormuş gibi tweetler atması, fotoğraflar paylaşması tüylerimi diken diken etti. Bu yüzden bu diziden bahsedilirken sevdiği kadın için her şeyi yapan adam tamlaması oldukça sinirlerime dokunuyor. Olayı romantize etmeye çalışmanın bir mantığı yok, ortada kişilik bozukluğu söz konusu. Paco’da kendini gördüğü için ona yardım etmeye çalışması da Joe’yu aklamaya yetmiyor.

Bunların dışında her yerde ismini görmem üzerine izlediğim bu dizi itiraf etmeliyim ki beni hayal kırıklığına uğrattı. Sonunun böyle biteceğini neredeyse ilk dakikadan beri hepimizin tahmin etmiş olduğunu düşünüyorum. Fakat her ne kadar konu fazla klişe olsa da Gossip Girl Dan’in kendini bu kadar geliştirmiş olması beni çok şaşırttı. Bir sahne öncesinde sevgilisinin en yakın arkadaşını öldüren insanla bir sahne sonrasında komşu çocuğuna sevgiyle bakan insanı içinde eritmiş ve adeta kendine katmış. Bir psikoloji öğrencisi olarak dizinin psikolojik inceleme kısımlarını oldukça beğendim, özellikle Joe’nun kitap evinin asıl sahibiyle olan geçmiş ilişkisi şu andaki durumu hakkında aslında oldukça bilgi verici. Olumlu ve olumsuz taraflarını bir araya getirirsek izlenebilir fakat çok daha iyisi olabilirdi.

puan: 7/10

3. THE UMBRELLA ACADEMY (2019- )

Beni en heyecanlandıran ve en son izlediğim diziye gelmiş bulunuyoruz. Yazarken bile heyecanlanıyorum sanırım. Fantastik severler hazırsa başlıyorum.

1989 yılında aynı günde 43 bebek doğar. Fakat aslında burada imkansız bir olay vardır çünkü doğum yapan kadınların hiçbiri hamile değildir. Zengin bir adam olan Sir Reginald Hargreeves bu bebeklerin 7 tanesini evlat edinir ve The Umbrella Academy’i kurar. 7 numara hariç hepsinin ayrı ayrı güçleri vardır ve suçlarla savaşırlar. (Asıl gücün 7 numarada olduğunu daha sonra öğreneceğiz) Sir Reginald onları aslında kıyametle savaşmaları için yetiştirmektedir fakat her biri başka bir yere dağılırlar. Çocukları tekrar eve toplayabilmek için ölmesi gerekmiştir. Bu sırada başka bir gerçeklikte sıkışmış olan beş numara da kıyametle ilgili bir sürü bilgiyle geri döner.

Çocuklar gerçek anlamda sıfırdan bir akademide yetişirler. Baba sevgisi hiçbir zaman görmemişlerdir ve babaları onlara bakıcı olsun diye bir robot yaratır. O robotu hepsi annesi olarak görür. 7 numara olan Vanya, hayatı boyunca kardeşlerinden dışlanmıştır. Çünkü diğerleri gibi güçleri olmadığına inandırılmıştır. Babası onun kıyameti başlatacak kişi olduğunu bilmektedir, bu yüzden gücünü bastıracak ilaçlarla onu kontrolde tutmuştur. Bu kadar tatlı bir kızın içinden adeta şeytan çıkmasını şaşkınlıkla izleyeceksiniz. Fakat kardeşlerinin ne olursa olsun Vanya’dan vazgeçmemesi oldukça tatlı bir detay. Allison ve Luther aşkı kalbimi eritmedi diyemem. Bir kere daha aşkın görünüşle değil kalple ilgili olduğunu anlamış bulunuyoruz. Taş olsa Luther’ın harika bir insan oluşu karşısında çatlardı zaten.

İlk birkaç bölüm yavaş ilerleyen dizi eğer sabrederseniz resmen bir sanat eserine dönüşüyor. Luther, Diego, Allison, Klaus, Vanya, Ben ve 5 numara. Gerçekten hangisinin favorim olduğunu söyleyemem sanırım; hepsi kendine has, biri olmadan dizinin eksik kalacağı karakterler. (Peki itiraf etmem gerekirse Luther’ın korucuyu, toparlayıcı tavrına biraz aşık olmuş olabilirim) Özellikle Klaus’un orjinalliği bambaşka. Dizide beklenmedik olayların karşısında bir sonraki bölüm için bekleyemez hale geleceksiniz. Her şeye ek dizinin soundtrackleri adeta mükemmellik saçıyor. Diziyi izlemeseniz bile müziklerini dinlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Eleştiri olarak son bölümdeki kıyametle ilgili sahnelerin fazla abartılması olabilir. Ayrıca 43 bebek doğdu fakat biz sadece 7 tanesini gördük. İkinci sezon büyük ihtimalle bunun üzerine kurulacak. Genel anlamda tek kelimeyle aşık oldum. Mutlaka izlenmeli.

puan: 9.5/10

KAYNAKÇA

1. https://www.pinterest.ru/pin/74168725098631924/

2.https://www.pinterest.ru/pin/534661787010837557/

3.https://www.pinterest.ru/pin/831758624908989195/

4.https://www.imdb.com/list/ls025720609/videoplayer/vi59554329?pf_rd_m=A2FGELUUNOQJNL&pf_rd_p=8ed16ef6-34be-4c99-ad43-8df77c1dd1c3&pf_rd_r=CGJSMWA1SH06J9TCHAS5&pf_rd_s=center-3&pf_rd_t=15021&pf_rd_i=tt6763664&ref_=tt_ecw_tp_hohhg_sm

 

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*

Latest from Kültür & Sanat

Git Yukarı