Sıradışı Bir İnternet Dergisi

Umudun Hikayesi: Güneşe Uçmak

Kültür & Sanat Kategorisinde Tarafından

Ve heyecanımı bastırmaya çalışarak kaleme alacağım ilk kültür & sanat yazımla karşınızdayım. Bilenler bilir, okuma yazma öğrendiğimden beri tarih okur, sanat okur ve dünyamı okuduklarımla kurmaya çalışırım. Bana dayatılan ve öğretilen sığ bilgilere körü körüne inanmayı seçmedim hiçbir zaman. İşte bu nedenle de dünyanın bu kadar sıkıcı olduğuna hiçbir zaman inanmadım. Bu yazıda da sizinle dünyanın epey heyecan verici ve düşündürücü olduğu zamanlara gideceğiz.

Tarihi belli olmamakla birlikte ilk çağlarda ortaya çıkan meşhur Yunan Mitolojisi, aslında dünyanın sahip olduğu dev kaynaklardan bir tanesidir. Çoğu zaman yazılan efsaneler alegorik eserler olduğu için günümüz insanları tarafından dalga konusu olmuştur. Ancak aslında, okuduğunuzun ötesini düşünmenizi gerektiren bu eserlerdeki dikkat çekici bir hikayeden bahsedeceğim bugün sizlere: İkaros (Ἴκαρος) ya da türkçe denişi ile İkarus’un hikayesi.

İkaros, efsanelerde adı geçen bir diğer deha olan Atinalı mimar ve mucit Daedalus’un oğludur. Daedalus, Kral Minos için Knossos’ta (Girit’te antik bir şehir) tuzaklarla dolu dev bir labirent inşa eder ve efsaneye göre buraya bir de minotor yerleştirir. Yılın belli dönemlerinde tanrılara adak adamak için kullanılan bu minotorla savaşmak üzere kurayla kurbanlar seçilir. İşte bu kurbanlardan bir tanesi de Yunan Mitolojisindeki yarı tanrı Theseus’tur. Bazı efsanelerde kralın kızı Ariadne’yle evlenmek isteyenlerin böyle bir dövüşle sınandığı da söylenir. Ancak kralın düşmanı olan Theseus, Daedalus ve oğlu İkaros’un yardımı ile minotoru yener. Theseus’un minotoru yenmesiyle bir günah keçisi arayan Kral Minos, bu galibiyetten Daedalus ve oğlu İkaros’u suçlu tutar. Bu nedenle ceza olarak Daedalus ve oğlunu bir kuleye hapseder. İşte bu kulede yaşlı Daedalus kaderini reddeder ve hem kendini hem de oğlunu kurtarmak için çaba harcar. Kuleden kaçmak imkansızdır, güvenlik önlemleri çok fazladır ve kule çok yüksektir. Daedalus bu nedenle kulede bulabildiği malzemelerle iki kanat yapar ve bunları balmumu ile birleştirir. Oğluna da yıllar sonra atasözü olacak şu sözleri söyler : “Güneşe çok yakın uçma“. Daedalus’un sözlerinin atasözü haline gelen kısmı yalnızca burasıdır ancak aslında devamı şöyledir “Güneşe ulaşacak kadar yüksek, denize değecek kadar alçak uçma“.

Hikayemizin kahramanı İkaros, başta babasını dinlese de daha sonra Güneş’ten gözlerini alamaz ve göğe gereğinden fazla yaklaşır. İşte o noktada balmumundan kanatları erir ve hızla Ege Denizi’ne çakılır. Efsaneye göre düştüğü yer, Samos adasının hemen yanında bulunan “İkariaAdası‘nın açıklarıdır (Ικαρία). O tarihten bu yana ise İkaros’un düştüğü yer olan; Samos, Kalimnia ve Didim’in arasında bulunan denizin o kısmına Yunanlılar Ikaria Denizi yani Ικάριο Πέλαγος derler.

İkaros zamanla öyle ikonikleşir ki, sanat eserlerine en çok değinilen efsanelerden bir tanesidir. Gerek resimde, gerekse edebiyatta konu haline gelen İkaros’u,  Shakespeare’den Cahit Sıtkı Tarancı’ya kadar birçok yazar, ressam ve heykeltıraş eserlerinde işlemiştir. Birçoğu onu umudun sembolü olarak nitelendirirken, birçoğu insan kibrine göndermeler yapmıştır.

Bana sorarsanız İkaros, her nasıl nitelendirirseniz nitelendirin; gökyüzünün insan erişebilirliğinin çok üstünde olduğuna, ancak insanoğlunun yeryüzüyle de sınırlı kalmaması gerektiğine gönderme yapan muazzam bir hikaye. Balmumu kanatlarla göğü arşınlayacak kadar cesaretli, ancak Güneş’e yakınlığı yetmediğinde kendini yakacak kadar hırslı bireyi; kendi iç dünyasına sürükleyen düşündürücü bir hikaye. Yorumunuz ne olursa olsun, sanatla ve tarihle kalmanız, hikayeden ders çıkarmanız dileğiyle. Hepimize “güneşli” günler diliyorum 🙂

Başkent Üniversitesi İşletme bölümü öğrencisiyim. Kendimi bildim bileli yazılar yazıyor, 2012 senesinden beri aktif blog yazarlığı ile ilgileniyorum. İyi düzeyde İngilizce, orta düzeyde Fransızca biliyor; boş zamanlarımda seyahat ediyor ve müzikle uğraşıyorum.

Bir cevap yazın

Your email address will not be published.

*

Latest from Kültür & Sanat

Röportaj: Ufuk Beydemir

Grunge ve rock müzik tarzıyla gerçek anlamda milyonların gönlüne taht kuran Ufuk

An(lay)alım

Her şey bu cümleyle başladı: “1919 yılı Mayısının 19’uncu günü Samsun’a çıktım.”
Git Yukarı